10 Ekim 2011 Pazartesi

Boğaz'da balık mevsimi...

Gideceksin ırıpların çalkantısında
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin
Ağları silkeledikçe
Deniz gelecek eline pul pul...(O.Veli)

İstanbul, Karaköy, Ekim 2011


Ekim ayı ile birlikte balık mevsimi hızlandı...hepimizin tanıdığı hamsi mevsimi... palamut, mezgit...Boğazlar ve Marmara'da balık mevsimi şimdi...

 
Sabahları Harem'den Eminönü'ne giden arabalı vapur seferlerinin daimi yolcuları ufak balıkçı sandallarıyla selamlaşmaya başladılar yollarının üzerinde...


Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde balık genel olarak ileri gelen kişiler tarafından yenen bir gıdaymış...ayrıca Boğaz'da ve Adalar'da oturan ileri gelenler ve onlarla kaynaşan zengin tüccar aileleri de balığa rağbet edermiş (A.Pasiner, Alabalıktan Zarganaya Türkiye Balıkları)... besin değeri yüksek olan balıkla ne yazık ki hala çok barışık bir toplum sayılmıyoruz...doğru zamanda, doğru yöntemlerle avlanmış ve doğru usulde pişirilmiş mevsim balıklarını seçerek yemek hem keyifli, hem sağlıklı bir beslenme şekli...her yaşta rahatlıkla tüketilebilen insanla barışık bir gıda türü...

Balığa meraklı olan ve öğle arasında Eminönü'nden Galata Köprüsü'nü geçip köprü sonundaki balıkçılara uğrayanlar, taze balıkları görünce bir porsiyon hamsi tava yemeden bu noktadan ayrılamayabilirler...



9 Ekim 2011 Pazar

Yağmur...

Yağmurlu günden birkaç  dakika...

İstanbul, Kadıköy, Dereağzı Ekim 2011


8 Ekim 2011 Cumartesi

Sonbahar manzaraları

Sonbahar Gülhane Parkı'nda sakinlik zamanı...iş yeriniz Gülhane Parkı'na yakınsa bir öğle arasında kısa bir yürüyüşle Parkı bir de sonbaharda ziyaret etmeyi ihmal etmeyin... ağaçların gövdelerine biraz dikkatle bakarsak her birinin birbirinden ne kadar farklı olduğunu farkedebiliyoruz... bu arada Nilüfer'den Doğu Çınarı ve Akçaağaç Yapraklı Çınar arasındaki farkı öğrendim...doğal yayılım gösteren tür Doğu Çınarı...

İstanbul, Eminönü, Gülhane Parkı, Ekim 2011


düşen yaprakların oluşturduğu kümeler içinde yuvarlanmak geçebilir içten heran...


ve peynirli sandviçimin küçük bir bölümünü paylaşmak dışında bir tasası olmayan parktaki minik dost...


6 Ekim 2011 Perşembe

Cesarete hayranlık ve saygı...

Steve Jobs'un hayata veda ettiğini Öznur söyledi sabah...hayat hikayesinin birkaç satırını Volkan'dan dinlemiştim yol sohbetlerimizden biri sırasında...cesareti ve yaşam öyküsü beni de etkiledi...söylenmişleri tekrarlamanın ötesinde birşey yapamadığımız zamanlardan biri...

"En önemlisi ise kalbini ve sezgilerini takip edecek cesarete sahip ol. (S.Jobs)"



5 Ekim 2011 Çarşamba

Mustafa

"Ekip arkadaşlarımız" çalışma süreçlerimizde pekçok ortak koşulu paylaştığımız insanlardır...ortak bir hedefe aynı yolda yürürüz... öyle zamanlar gelir ki yüksek dağları birlikte aşar, fırtınalı denizlerden birlikte limana yanaşmayı başarırız...ve bazen ekip arkadaşlarımızla rotalarımız farklılaşabilir...


Bugün Mustafa'nın ofisteki son iş günü...iş hayatına farklı bir iş yerinde devam edecek... Mustafa ile aynı iş yerinde çalışmıyoruz...kendisi büyük bir öğretmen eğitimi projesinin teknik uzmanlarından biri...iş yerlerimiz komşu ofisler...ama içimden bir ses hep Mustafa'nın iyi bir arazi insanı/doğa korumacı olabileceğini söylüyor...aslında doğamız gereği hepimiz yaşadığımız yerküreyi korumaya yönelik hisler barındırıyoruz...
Kurumlarımız arasında öğle aralarında yaptığımız masa tenisi turnuvası sırasında "sportmen Mustafa" ile tanıştık...Mustafa benim için aynı zamanda manevi bir ekip arkadaşı...turnuva kapsamı dışında raketle topa acemi vuruşlarıma centilmence katlanabilen sabırlı bir insan...


Öğle yemeklerinde Volkan ve Muharrem'le rakip tanımayan muhteşem bir kapasite...



Centilmen ve uyumlu bir komşu...

İçten bir dost...

Kibar bir ekip üyesi...

Ciddi tiyatro yeteneği...(doğum günümde hazırlanan soru konusunda fikri olmadığına neredeyse inanmak üzereydim...)...


Ve bazen, bazı insanlarla farklı rotalarda yol alıyor gibi görünsek te, bizlere ve çalışmalarımıza "pozitif" düşünce desteği verdiklerini hisseder, biliriz...yolun açık olsun Mustafa...

3 Ekim 2011 Pazartesi

Sevdiğimiz şehirler...

Haziran ayında bir bilgi/deneyim paylaşımı toplantısı için gittiğim ve kaçıncı gidişim olduğunu hatırlamadığım Brüksel için "bazı şehirler vardır, ilk gördüğünüz anda etkilenirsiniz... bazı şehirler vardır, zamanla tanıdıkça seversiniz: Brüksel zamanla tanıdıkça sevilen şehir" demiştim...Irmak Brüksel'de doğdu...ve ben Brüksel'i zamanla tanıdıkça sevdim...

Brüksel, 2001
 Brüksel, Büyük Meydan,2011

1998'de EXPO Fuarı sürecinde balıkçılıkla ilgili teknik bir toplantıya katılmak için gittiğim Lizbon gördüğüm anda sevdiğim şehirlerin ilk sırasındaydı...ve bir daha görebilme şansım olmadı...kısa sürede şehrin bir kısmını yürüyerek dolaşabilme fırsatı bulabildiğim için hala heyecan duyarım...

Baharda İstanbul Boğazı'nı "Boğaz Hattı" vapurundan seyretmek masal gibi gelir...

Dün Irmak ve sevgili Öznur'la izlediğimiz "Midnight in Paris" filmi de bu nedenle sürükleyici ve etkileyici...bir şehri yüreğinizde hissederek sevebilmenin öyküsü... hayalgücünün sınırsız keyfi...bazı karelerin içinde kaybolabilir hatta bazı kareleri defalarca izlemek isteyebilir insan...ve bazı şehirler kalbimizde çok anlamlı, farklı öyküler dile getirebilir...

1 Ekim 2011 Cumartesi

Sakinlik...

Yatışmak, şifa bulmak ve duyularımı akort etmek için doğaya giderim. (J.Burroughs-Doğadaki Son Çocuk)