16 Aralık 2013 Pazartesi

Can Yücel'den


Neden hayatında biri yok diye soranlara;
Hani bazen durakta belli bir otobüsü beklersiniz ya on dakika, onbeş dakika, yirmi dakika beklersiniz gelmez.
Bu arada başka alternatifler de geçer ama binmezsiniz. Ne de oLsa “beklemişsinizdir o kadar” boşa gitsin istemezsiniz.
Sormayın artık bana!
Herhangi biriyle değil, beklediğime “değecek” olanla devam etmeliyim bu yola!..
Durakta yaşlanmak olsa da işin ucunda…

Can Yücel

30 Kasım 2013 Cumartesi

Dedikodu


Her çağın hastalıklarından biri sanırım: dedikodu...hakkında şarkılar, şiirler bile var...Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından kelime anlamının tanımına bakmak geçti aklımdan...aşağıdaki şekilde tanımlanıyor...birçok farklı boyutundan çok sıkıldığım bir konu...sosyolojik ve psikolojik kökenlerinde hangi boyutlara geçişler var bilemiyorum ancak iş ortamına karıştırıldığında ortaya çıkan zaman ve enerji kaybının boyutları hesaplanmalı...hatta bir "dedikoduyla mücadele seferberliği" herkesin kendi iç disipliniyle kendisinden başlamalı...iç yolculuğumuzu barış içinde tamamlamadan başka dünyalara dilimizi uzatma hakkını bize kim, hangi çağda verdi?...


dedikodu
isim
isim Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma, kov, gıybet, kılükal
"Zaten ufacık mahalle, dedikodu desen diz boyu." - E. Şafak
 

dedikodu çıkarmak
birisi hakkında dedikodu ortaya atmak
"Birisi sezecek olsa kim bilir ne dedikodular çıkarılırdı." - E. Bener
 
 

Fotoğraf: Massimo Rumi-Cartagena-Colombia/National Geographic Arşivi

23 Kasım 2013 Cumartesi

Anlamak için durmak


Anlamak için durmak zorundasın...understanding(ing)...verstehen(alm)...episteme(yun)...vakafe(ar) gibi "anlama"nın kökü hep "durmak"tır (D. Cündioğlu).

Hız kaybetmeden devamlı koşarken biran kolum kırıldığında sersemledim...çok değerli bir Hocam "e başka türlü durmayacaktın... fırsat olur biraz durur, dinlenir, koştururken fırsat bulamadığın şeyleri yapmak için fırsat bulursun" dediğinde haklı olduğunu farkettim...ve durduğumda, zaman içinde değiştiğini farkedemediğim bazı dinamiklerin değişimini anlama fırsatım oldu...zaman zaman anlamak için durmak gerekliymiş...


"Adam ve köpek":Yosemite Milli Parkı/USA, Mayıs 1924 (Fotoğraf:National Geographic Arşivi/Educational-Bruce Photograph)







18 Ekim 2013 Cuma

Her mevsim farklı güzel


12-15 Ekim 2013, Akyatan
Berna, Nilüfer ve Ergün


Akyatan'da yaban hayatını fotokapanlarla izlemeye devam ediyoruz...sonbahar geldi...Akyatan her mevsim farklı güzel...karıncalar kışa hazırlanmaya devam ediyor...bu kesilmiş ve ölü görünen ağaç kütüğünde farklı canlılar için hala hayat var...




Fotokapanlardan çıkan görüntülerin her biri bizim için hep ayrı bir günün öyküsü...

 
 
Geyikler yakın bir zamanda buradan geçmişler...
 
 
 
Yer fıstıklarının Ekim ayı hasat zamanı...hasat aynı zamanda turnaların alana gelişinin de habercisi...
 
 
 
 
İlk turna sürüsü...turnalar yer fıstıklarıyla beslenmek üzere tarlaların kenarlarındaki yerlerini alıyorlar... 
 
 
 
Kış mevsimini Akyatan Lagünü'nde geçirmek üzere hazırlık yapan su kuşlarının sayısı artmakta...Flamingolar ilk gözümüze çarpanlar...
 
 
 Ağaçlardan düşen kozalaklar ve Berna da ekibimizin neşesi...
 

1 Eylül 2013 Pazar

Görünmez kaza...



18 Mayıs öğleden sonra "görünmez kaza" tanımının anlamını yaşayarak daha iyi anladım... beklenmedik bir anda düşüp sol kolumu fena halde kırdım...işin zor yanı solak olmam...bir ameliyat, kırılan kemiklere takılan metaller, yaklaşık 1,5 ay Irmak olmadan pek az şeyi başarabilmem... zor bir zamanın ikinci aşamasına geçivermek sevindiriyor böyle bir süreçte insanı...yavaş ta olsa birçok şeyi kendim yapabiliyorum, sanırım kolumu %70 yeniden kullanabiliyorum...Ortopedi doktorum Mustafa Bey ve neredeyse kendisinin asistanı olmaya aday Irmak başta olmak üzere birçok iyi insanın yardımı olmasa bu zaman aralığını işlerimi aksatmadan geçiremezdim...herkese içten teşekkürlerimi tekrarlamak istedim...


 
 
Ofise dönüşte masamda bulduğum, birbirinden renkli "geçmiş olsun" notları...