26 Ocak 2014 Pazar

Suresnes-Paris


21-22 Ocak 2014, Suresnes, Paris


Günübirlik iş yolculukları üstüste gelir bazen...yurt içinde sabahın çok erken bir saati başka bir şehre doğru yola çıkp, gece yarısı dönmek rutin gelmeye başlar bir zaman...yurt dışı yolculuklarda arada bir gece konaklama girer araya...toplantı saatinde toplantı salonunda olup, çıkışta havaalanına dönmek üzere hazırlanmış programlara, etrafa bakabilecek bir-iki saat katabilmek elimizdedir aslında...

Suresnes, Paris'in merkezine yaklaşık 10 km mesafede olan bir yerleşim...

 
 
Fransa'nın en uzun ikinci nehri olan yaklaşık 776 km uzunluğundaki Sen Nehri kıyısında...
 


Yoğun bir toplantı günü ardından küçük ve içten bir mekanda yediğimiz akşam yemeğinin keyifli sohbeti ekibi neşelendiriyor...Ekip arkadaşımız Valerie sayesinde tanıştığım ve ne yazık ki adını unuttuğum bu tatlı krem karamelin katı tarzı, üzerindeki karamelize şeker oldukça lezzetli...

 
Kısa ve yoğun bir programın içinde kaldığımız yeri görebilmenin tek yolu, sabah erkenden otelin kahvaltı salonuna inmek yerine yürüyüşe çıkmak...toplantı mekanımız, konaklama yerimize yürüyüş mesafesinde...sabah insanların ellerinde kahvaltı paketleri ile yürüdükleri, annelerin çocuklarını okula götürdükleri kısacası daha yoğun kullanılan yönlerde görülebilecek birşeyler bulmak genellikle mümkündür...otelin karşı caddesine doğru yönelten iç sesin önerisi doğru çıkıyor ve sabahın erken saatlerinde kurulan semt pazarı ile karşılaşma şansı buluyorum...

 
  
 
 
Kültür yetiştiriciliğinin Çin'de başladığı söylenen "Lychee" meyvesi çok sevdiğim bir bitki türü...pazarda karşılaşınca mutlu oluyorum...kahvaltı yerine yürüyüşü seçmek iyi bir tercih oldu benim adıma...pazar sokağındaki fırında yeni çıkmış üzümlü-kremalı çöreklerin tadına bakma fırsatım da oldu böylelikle...
 
 
 
Yürüdüğümüz yol boyu çam türleri hakim...
 
  
 
 
 
Toplantı salonumuza vardığımda, sabah erken bir yürüyüşün getirdiği yeni renklerle keyifli bir gün başlamıştı...
  

1 Ocak 2014 Çarşamba

Yoga ve hayvanlar


Yoga, Hint öğretilerine göre bedeni gevşetmek, beden ile zihni uyumlu işleyen bir bütün haline getirmek için yapılan fiziksel alıştırmalardır... kartal, karga, güvercin ve tavuskuşu yoga hareketlerine esin kaynağı olmuş kuş türleridir...(Kaynak:Kuşlar Bize Neler Söyler? F.Özdem)



Fotoğraf: Arjay Hill, Bald eagles-Alaska (National Geographic Arşivi)
 

22 Aralık 2013 Pazar

Tetha


Bu yıl yeni yıl dilekleri enerjimin çoğunu Tetha'ya yönlendiriyorum... hayatının 17 yılında Dünya denizlerinin korunması için çaba göstermiş, henüz karşılaşmadığım ancak sanki yıllardır tanıyormuş gibi hissettiğim Tetha...cesurca mücadele ettiği hastalığı geride bırakıp, Endonezya kıyılarından Akdeniz kıyılarına yolculuk edecek kadar iyi olduğunda, Akdeniz'e gelir, misafirimiz olur...cesaretini hiç kaybetme Sevgili Tetha...


 
Fotoğraf ve origamiler: Seda Altay

16 Aralık 2013 Pazartesi

Can Yücel'den


Neden hayatında biri yok diye soranlara;
Hani bazen durakta belli bir otobüsü beklersiniz ya on dakika, onbeş dakika, yirmi dakika beklersiniz gelmez.
Bu arada başka alternatifler de geçer ama binmezsiniz. Ne de oLsa “beklemişsinizdir o kadar” boşa gitsin istemezsiniz.
Sormayın artık bana!
Herhangi biriyle değil, beklediğime “değecek” olanla devam etmeliyim bu yola!..
Durakta yaşlanmak olsa da işin ucunda…

Can Yücel

30 Kasım 2013 Cumartesi

Dedikodu


Her çağın hastalıklarından biri sanırım: dedikodu...hakkında şarkılar, şiirler bile var...Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından kelime anlamının tanımına bakmak geçti aklımdan...aşağıdaki şekilde tanımlanıyor...birçok farklı boyutundan çok sıkıldığım bir konu...sosyolojik ve psikolojik kökenlerinde hangi boyutlara geçişler var bilemiyorum ancak iş ortamına karıştırıldığında ortaya çıkan zaman ve enerji kaybının boyutları hesaplanmalı...hatta bir "dedikoduyla mücadele seferberliği" herkesin kendi iç disipliniyle kendisinden başlamalı...iç yolculuğumuzu barış içinde tamamlamadan başka dünyalara dilimizi uzatma hakkını bize kim, hangi çağda verdi?...


dedikodu
isim
isim Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma, kov, gıybet, kılükal
"Zaten ufacık mahalle, dedikodu desen diz boyu." - E. Şafak
 

dedikodu çıkarmak
birisi hakkında dedikodu ortaya atmak
"Birisi sezecek olsa kim bilir ne dedikodular çıkarılırdı." - E. Bener
 
 

Fotoğraf: Massimo Rumi-Cartagena-Colombia/National Geographic Arşivi

23 Kasım 2013 Cumartesi

Anlamak için durmak


Anlamak için durmak zorundasın...understanding(ing)...verstehen(alm)...episteme(yun)...vakafe(ar) gibi "anlama"nın kökü hep "durmak"tır (D. Cündioğlu).

Hız kaybetmeden devamlı koşarken biran kolum kırıldığında sersemledim...çok değerli bir Hocam "e başka türlü durmayacaktın... fırsat olur biraz durur, dinlenir, koştururken fırsat bulamadığın şeyleri yapmak için fırsat bulursun" dediğinde haklı olduğunu farkettim...ve durduğumda, zaman içinde değiştiğini farkedemediğim bazı dinamiklerin değişimini anlama fırsatım oldu...zaman zaman anlamak için durmak gerekliymiş...


"Adam ve köpek":Yosemite Milli Parkı/USA, Mayıs 1924 (Fotoğraf:National Geographic Arşivi/Educational-Bruce Photograph)







18 Ekim 2013 Cuma

Her mevsim farklı güzel


12-15 Ekim 2013, Akyatan
Berna, Nilüfer ve Ergün


Akyatan'da yaban hayatını fotokapanlarla izlemeye devam ediyoruz...sonbahar geldi...Akyatan her mevsim farklı güzel...karıncalar kışa hazırlanmaya devam ediyor...bu kesilmiş ve ölü görünen ağaç kütüğünde farklı canlılar için hala hayat var...




Fotokapanlardan çıkan görüntülerin her biri bizim için hep ayrı bir günün öyküsü...

 
 
Geyikler yakın bir zamanda buradan geçmişler...
 
 
 
Yer fıstıklarının Ekim ayı hasat zamanı...hasat aynı zamanda turnaların alana gelişinin de habercisi...
 
 
 
 
İlk turna sürüsü...turnalar yer fıstıklarıyla beslenmek üzere tarlaların kenarlarındaki yerlerini alıyorlar... 
 
 
 
Kış mevsimini Akyatan Lagünü'nde geçirmek üzere hazırlık yapan su kuşlarının sayısı artmakta...Flamingolar ilk gözümüze çarpanlar...
 
 
 Ağaçlardan düşen kozalaklar ve Berna da ekibimizin neşesi...