27 Şubat 2013 Çarşamba

Özel insanlar


Anne Walton'a sevgilerimizle...


Hayatlarımıza çok şey katabilen özel insanlardan öğrendiklerimizle yollarımıza devam ederken, bir bölümümüz de başkalarının hayatlarına birşeyler katmaya başlarız yavaş yavaş...bazen deneyimlerimizi paylaşmak için binlerce km yol kateder, kıtalar arası okyanusları aşarız...Dünyanın bir köşesinde, bir toplantı salonunda karşılaşana kadar tanımadığımız insanlara farklı deneyimlerimizi, yıllar içinde inşaa ettiğimiz bilgilerimizi aktarabilmek adına...

2010 yılı Mayıs ayı başında Anne'le tanışmamız da böyle oldu...8 günlük bir eğitimi arkadaşlarıyla birlikte bizlerle paylaşmak üzere Amerika'dan Türkiye'ye geldi...ve o günden bu güne eğitimlerin farklı modüllerini Akdeniz'e uyarlamak üzere binlerce kmlik yolculuklarını tekrarlamaya devam ediyor...en ufak bir yorgunluk belirtisini kimseye hissettirmeden...


Sabah 08.00'de kahvaltımı bitirip toplantı salonuna gözatmaya gittiğimde Anne hazırlıklarına çoktan başlamıştır...uygulamasını yaptıracağı örnek çalışmalar için en keyifli materyallerle birlike...


Uygulamalar, katılımcıların ilgisini her daim çeken, özenle tasarlanmış örneklerle donatılmıştır...


Ekip çalışmaları titizlikle değerlendirilir...


Hareket ihtiyacı hissedildiğinde, salonlar yerini açık alan çalışmalarına bırakır...


Yöre insanına özen gösterilir...


Yeni asistanlar değerlendirilir, yüreklendirilir, çalışmalara katkıları ödüllendirilir...

12 Şubat 2013 Salı

Çalışmayı seviyorum


Bazen insanlar uzun bir süre aynı işyerinde çalışmak veya aynı gibi görünen, ancak zaman içinde pek çok konu ve stratejiyi geliştirerek ilerlediğiniz işiniz için yorumlar yapar...bunun en olağan olanı da "sıkılmıyor musun yıllardır aynı yerde çalışmaktan?" vurgusudur...itiraf etmeliyim ki çalıştığım yılları sayma alışkanlığım hiç olmadı...

Akdeniz Havzası genelinde bir makale için veri toplamaya çalışan bir yabancı meslektaşıma yardımcı olmak üzere, 1995-97 yılları arasında çalıştığım bir alan çalışmasının veri formlarına döndüm...406 veri formunu sakladığım yeri hatırladıktan sonra, bugünkü deneyimim ve bakış açımla hepsini yeniden gözden geçirdim...sıkılmak ve yorulmak bir yana (formları elimden bırakamadığım için sırtımın ağrıması dışında) o formları birlikte doldurduğumuz gözlemcilerle alana döndüm, hepsiyle yeniden sohbet ettim, o zaman gözümden kaçmış olanları not ettim, birlikte çalıştığım değerli insanları sevgiyle hatırladım...

Yaptığımız işin kalitesi, değiştirdiğimiz iş yeri sayısıyla değil, hayata katabildiğimiz artı değerlerle ölçülebilir hissi bende ağır basan...


Fotoğraf: Joel Sartore/National Geographic Arşivi

13 Ocak 2013 Pazar

Efsane Beşli


İnsan hayal gücünü kaybetmemeli...çocuk olmanın en güzel yanlarından biri bu işte...hayal gücün ve inançların sapasağlam...ilerleyen yaşlarda bunları kaybetmeden yoluna devam edebiliyorsa insan, işte o zaman şanslı...bir de çocuklarla bağını koparmayacaksın...sinemadan son derece keyif alan bir çocukla izlendiğinde daha da keyifli ve anlamlı "Efsane Beşli"...bence izlenmeli...


6 Ocak 2013 Pazar

Küçük Diş


6 Ocak...anlamlı ve önemli bir gün...Irmak ilk defa bir süt dişini kendisi çekti...biraz daha küçükken ve ilk süt dişleri yerlerini terkederken, Diş Perisi'nin gece yastığının altına bırakacağı hediyeyi beklerdik...Diş Perisi çok yoğun ve artık daha küçük kardeşleri ziyaret ediyor...Irmak'a sevgilerini iletip yeni dişlerine iyi bakmasını hatırlatıyor...Irmak 7 yaşından beri, rutin diş kontrollerini aksatmamayı öğrendi...

Çocukların 6-7 yaş itibarıyla, kalıcı dişlerinin sağlıklı olabilmesi için bu kontroller ve gerektiğinde destek bakım kesinlikle şansa bırakmamamız gereken temel konulardan...


Irmak'ın ilk diş hekimleri


30 Aralık 2012 Pazar

Vazodaki çiçeklerim nereden geliyor?


Rengarenk kesme çiçekleri seviyorum...türlerine göre uygun vazolar bulmayı da...arada çiçekçilerle sohbet ederken bazıları aklıma gelmeyecek dipnotlar ediniyorum...2000'li yılların başlarında çok sevdiğim nergislerin İzmir Karaburun'da da yetiştirildiğini öğrenmiştim ve ilk defa bir nergis tarlasını Karaburun'da gördüm...çok etkileyiciydi benim için... Geçtiğimiz yıllarda Antalya, Bursa ve Yalova'dan da İstanbul'a kesme çiçeklerin geldiğini öğrendim...



Kesme çiçek yetiştiriciliği, diğer birçok sektöre göre dünyada büyüyen yeni sektörler arasında gösteriliyor...Akdeniz Üniversitesi'nin bir çalışmasında, dünya kesme çiçek üretimi ve ihracatında Hollanda ve Kolombiya'nın en önemli ülkeler olup, dünya pazarının yarısından fazlasına sahip olduklarından bahsediliyor...Türkiye'de ise üretimde ilk sırayı Antalya alıyor...        


Türkiye'nin kesme çiçek ihraç ettiği ana ülke de İngiltere... İngiltere'yi diğer Avrupa ülkeleri izliyor...Türkiye'de yaklaşık 5 bin ailenin kesme çiçek üretimiyle uğraştığı bir başka haberde yer alıyor...

27 Aralık 2012 Perşembe

Taze patates ve arap sabunu


Semt pazarlarının kokusunu çok severim...marketlerdeki sebze reyonlarının aksine hep hoş bir sebze kokusu olur...pazarcıların üzerlerine su serpmek gibi klasik pazarlama yöntemleriyle renkleri de genellikle parlak ve çekicidir...bugün semt pazarının içinden geçtim...bir tezgahtaki minicik taze patateslere gözüm takıldı...epeydir böylesine küçük ve taze patatesle karşılaşmamıştım...hemen yanındaki brüksel lahanalarıyla karışık aldım biraz...en yakın zamanda semt pazarınızdan etrafınıza bakarak geçmeyi deneyin...kokusunu unuttuğunuz sebze ve meyveler size göz kırpacak bulundukları tezgahlardan...


Trabzon hurması mevsimi de geldi...


Duvarımızdaki birkaç lekeyi, duvara zarar vermeden temizlemenin yolu arap sabunuymuş...markette deterjan raflarının en altında, köşede bir yerlerde birkaç paket bulunuyor...sanırım artık pek popüler olmasa da hala bazı noktalarda kendisinin önüne geçilemeyen temizlik ürünlerinden biri...günlük koşturma içinde öncelikle akla gelmez değil mi?...arap sabununun da yeri ayrıymış işte...zamanın eskitemediklerinden biri... 

14 Aralık 2012 Cuma

Kış gelmiş...


Bu sene kışın geldiğini iki gün önceye kadar farketmemişim...közlenmiş kestane kokusundan hatırlamalıydım oysa...


hafta başında nergis kokusunu Komşufırın'ın hemen kıyısında çiçek satan hanımın çiçekleri arasında buram buram duyduğumda biran silkindim... koca bir demet nergisi hiç düşünmeden alıverdim...bu hayal ötesi kokuyu duyunca mutluluk hissediyorum...

sonra Irmak'la baktık yılbaşı yaklaşıyor...yılbaşı kartlarımızı yazmaya başladık...ofiste de Nilüfer ve Nilay'la yazıyoruz kartlarımızı...sevdiğimiz, değer verdiğimiz, gülümsemesini istediğimiz dostlarımıza, arkadaşlarımıza, meslektaşlarımıza minik notlarımız var...hatırlanmak kadar hatırlayabildiğimizi ifade etmek içimizi ısıtır...


kışın geldiğini farkedemedim...ansızın kapımı çaldı...biraz hazırlıksız yakalandım... nergis kokusunu kaçırmadım neyse ki...ve kalbimizden geçen rengarenk yeni yıl dileklerimizi...